Sancı

“Bütün karanlıklar aydınlığa çıkar,” dediler, ama bunun ne boyutta bir sancılı süreci gerektirdiğinden bahsetmediler. Bir doğum sancısı adeta. Her kadının doğum tecrübesi farklı olduğundan herhalde, karanlıktan aydınlığa kavuşmak da kimine göre kolay, kimine göre zor bir süreç. Ergenlik dönemi de öyle değil mi zaten? Kolay mı çocukluktan adamlığa veya kadınlığa geçiş? İnsan ne içindeki çocuğu terk etmek ister ne de sorumluluk almaya zannettiği kadar hazırdır aslında. Birdenbire irileşen bir yetişkin vücuduna uyum sağlamaya çalışan bir çocuktur hâlâ. Hem büyüdüğü iddiasındadır, hem de çocukluk alışkanlıklarını terk etmeme inadında.

Uyanış…

Bir düş gördüm rüyamda; karanlığın o derin uçurumlarından aşağıya düşüyordum. Tek görebildiğim kasvetli bir çukur; tek hissedebildiğimse korkuydu. Zifir gibi beni kuşatan, boğazıma sarılan, kesif kokusundan kaçamadığım o korkudan kurtuluş yoktu artık benim için. Çığlık atıyordum, duyup duyabileceğim en sessiz çığlıklar…

Mesnevî’nin Türk Edebiyatına Etkisi

Mesnevî, tasavvufî düşünce konularını işlemektedir. Mevlânâ, altı ciltten oluşan eserin her cildinin başına eserin konu ve içeriğini kısaca yazdırmıştır: “Mesnevî dinin usulünün usulünün usulüdür.” Bu ifadede “usul” kelimesinin üç defa geçmesi dikkat çekicidir. Ancak, “usulden” kasıt nedir? Her birinin anlamı farklı mıdır? Mevlânâ’nın bu sözüyle aslında bir hakikatler zincirini kastettiği ve bu hakikatlerin birbirini gerektirdiğini ifade ettiği yorumunda bulunulmuştur. Buna göre; Mesnevî’nin konusu temelde amel, hal ve hakikattir. Hakikate ulaşmak ameli ve hali gerektirir, amel ve hal de anlamını hakikatle bulur. Mesnevî’de bu hakikatlere ulaşmak keşfi bilgidir (ilm-i ilahi) ve ulaşma yolları da ameller (şer’î ilimler) ve hallere özgü bilgilerdir (sülûk ilmi) (a.g.e., c. 29, s. 327-328).

Kırmızı Lekeler

Bir refleksle yanağıma götürdüğüm elime baktığımda kırmızı boyanın yüzüme sıçradığını fark ettim. Paltomun ön tarafına da sıçramıştı, neyse ki lacivert renkteydi de pek belli olmuyordu. Önemli değildi, yıkanınca geçerdi nasıl olsa. O yüzden kızmadım adama. Yanımda da mendil yoktu ki. Elimle yüzümü öylesine siliverdim. Elim artık boyalıydı. O esnada minibüs gelince hemen biniverdim.

Yiğidimin Kamçısıydı Umut

Umudu kaybettiğimiz gün, esaretin pençesine düştüğümüz gündür. Atalarımız da bunu çok iyi biliyordu. Damarlarımızda dolaşan bu asil kanın, yani genetik kodumuzun bizlere ulaşana kadar nesiller boyunca aktardığı en büyük bilgi, azmin ve bağımsızlığın toplum açısından hayati öneme sahip olduğudur. Bu bilgiyi içimizden söküp atmamız mümkün değildir. Hepimiz bununla doğuyor, yetiştiriliyor ve bir sonraki nesle aktarıyoruz. İnanmak ise bu bilgiyi hayata geçirmenin tek yoludur. Önce umut etmek, sonra inanmak… Olmayanı olduran, imkânsızı mümkün kılan, işte budur. Tıpkı, Çanakkale Zaferi gibi.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne Özel

Günümüzde kısmen ekonomik sebepler, kısmen de kişisel idealler nedeniyle artık kadınlar erkeklerin dünyasında yer almaktadır. Erkekler de ev işlerinde yardımcı olarak kadınların dünyasına adım atmışlardır. Yaşam artık her anlamıyla ortaklaşa olduğunda belli bir düzen ve karşılıklı anlayış içerisinde yürüyebilmektedir. Tabii, bu ideal olanıdır. Ancak hayat bize her zaman istediğimizi vermez ve kadınla erkek arasındaki temel farklılıklar birer eleştiri, aşağılama unsuru haline geldiğinde o birlik bozulur, toplumsal çarpıklıklar ve yozlaşmalar meydana gelir.

18 Mart Çanakkale Zaferi

Dünyanın Seyrini Değiştiren Bir Mücadele: 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni kutladığımız ve isimsiz kahramanlarımızı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve dehasını andığımız şu günlerde içimde yaşadığım duygu fırtınalarıyla kaleme sarılmamam imkânsızdı.

Kara Delik

“Bu ara hangi kitabı okuyorsun?” Bu soru size en son ne zaman soruldu, hatırlıyor musunuz? Peki, kim sordu? Kimin sorduğuna […]

Emperyalizm ve Kurbanları

Dünyanın Süper Gücü Olmaya Çalışan Japonya İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce Japonya izlediği sert siyasetle dünya ekonomisinde en az ABD […]

Bir Suikast, Bin Savaş

Bir Suikast Tam 104 yıl önceydi, Haziranın 28’iydi. Saraybosna’ya ziyarete giden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliahdına Sırp milliyetçiler tarafından suikast düzenlendi. Elbette […]