Kadına Şiddete Artık Dur Diyelim

Bir gün Edremit Devlet Hastanesi’ne gitmiş ve sıra numaramı almış bekliyordum. Kulak Burun Boğaz doktorunun kapısının önünde bir yığılma, bir kalabalık ki sormayın. Doktorun odasına girmeme birkaç kişi kala kapının önüne meylettiğimde içeriden tekerlekli sandalyeyle bir kadının çıktığını gördüm. Ne zaman gelmiş ve ne zaman içeriye girmişti, o kalabalıkta hiç fark etmemiştim. Herhalde 35-40 yaşlarındaydı, belki de daha genç. Aslına bakılırsa güçlü bir fiziki yapısı vardı. Yüzü tamamen şişmiş, gözleri kapanmıştı. Gözlerinin etrafı, yanakları ve çenesi mosmordu. Bu öyle kazayla olabilecek türden bir şey değildi, belli ki ondan çok daha güçlü kuvvetli bir adam sağlı sollu epey bir girişmişti. “Vah, vah,” diyordu görenler. Başına ne geldiğini sorgulamanın gayet anlamsız olduğu o durumda gayri ihtiyari yaklaşıp içtenlikle, “Geçmiş olsun,” diyebildim.Çok üzülmüştüm. Ne bunu yapan için “Elleri kırılsın,” diyebildim ne de lanetler yağdırabildim. Aklımda tek bir şey vardı: Adını bilmediğim bu kadının yüzünün dağıldığı ortadaydı ama yüreğinin aldığı darbenin şiddeti ve yıkımı ne boyuttaydı, acaba? O an empati kurmaya çalıştım ama yapamadım. Kendimi onun yerine koyup düşünemedim bile. Tüm ruhum buna beynimin her bir hücresiyle birlikte isyan etti.

Bir hafta sonra hastaneye kontrole gittiğimde o kadının da sırada beklediğini gördüm. Yüzünün şişi biraz olsun inmeye ve morluklar dağılmaya başlamıştı. Önünden geçerken gülümseyerek tekrar, “Geçmiş olsun,” dedim. Sadece başını sallamakla yetindi. Nezaketen bile olsa gülümseyemedi. Belli ki ruhu hâlâ ağlıyordu. Yüzündeki darbelerin izleri elbet birkaç gün sonra geçecekti ama yüreğindeki yaraları bir daha hiçbir şey iyileştiremeyecekti, o adamı her gördüğünde yaranın kabuğu kalkacak ve bir daha kanayacaktı, sonra bir daha ve bir kere daha…

 

Ey, Erkekler!

Bazılarınızı tenzih ederim ancak ne yazık ki istisnalar kaideyi bozmuyor. Yüce Yaradan bizleri size öfkenizi çıkarın, dövün, sövün, işkence edin, öldürün, kurşunlayın, tecavüz edin, aşağılayın diye vermedi. Bizi bu hayatta size destek olan eşiniz, bambaşka duygular yaşatan sevgiliniz, hayatınıza neşe katan kız kardeşiniz, akıl hocası ablanız, sizi dinleyebilen ve olaylara farklı açılardan yaklaşıp yol gösterebilen iyi bir arkadaşınız, canınızın parçası kızınız, çocuklarınızın annesi ve sizi dünyaya getiren kutsal bir varlık olarak görmek bu kadar mı zor?

Kendinizi savunduğunuzu duyar gibiyim: E canım, her kadın iyi bir eş, iyi bir anne, iyi bir arkadaş mı oluyor? Bizi hayattan bezdiren ve maddi-manevi zarara sokan kadınlar yok mu?

Elbette var. Erkeklerin arasında da olduğu gibi. Ama anlaşmazlık durumunda atılabilecek çok daha medeni, çok daha çözüm odaklı ve iyi niyetli adımlar varken şiddete başvurmak sizi karşınızdakinden daha iyi yapmaz ya da daha haklı çıkarmaz.

UNUTMAYIN!

  • Tecavüz etmek, 18 yaşından küçük bir kızla cinsel ilişkiye girmek ya da küçük yaştaki kız çocuğuna cinsel istek duymak; SAPKINLIKTIR.
  • İşkence etmek, dövmek; SADİSTLİKTİR.
  • Hakaret etmek, sövmek, aşağılamak, ezmek; KENDİNE GÜVENSİZLİK VE KARAKTERSİZLİKTİR.

 

Ey, Kadınlar!

  • Eğitim alın, çalışın, üretin, öğrendiklerinizi bir sonraki nesle aktarın.
  • Sadece erkeğe değil; kimseye bağımlı olmamaya ve toplumda bir yer edinmeye çalışın.
  • Gücünüzün farkında olun, cesur olun, kendinizi ezdirmeyin, haklarınızı savunun.

 

Şunu Artık Hepimiz İyice Aklımıza Sokalım mı?

  • Kimsenin kimseyi ezmeye hakkı yoktur.
  • Bu hayatta herkesin yaşama, hayatını idame ettirme ve kendi yaşamı üzerinde kararlar alma hakkı vardır.
  • Canlıların yaşama haklarına hiçbir şekilde el konulamaz.
  • Sevmesek de her varlığa saygı duymalıyız, bizi insan yapan budur.

Kadına karşı şiddetin artık son bulması ve değerlerinin daha çok bilinmesi dileğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’müz kutlu olsun.

Sevgilerimle.

Digiprove sealCopyright secured by Digiprove © 2018 Sibel ATAM
Reklamlar

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” için 4 yorum

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.